Tiroit
bezine bağlı sağlık sorunları kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülüyor.
Bu nedenle kadınların, herhangi bir şikayetleri olmasa bile, belli
aralıklarla tiroit hormonu ölçümleri yaptırması gerekiyor
TAYLAN KÜMELİ
Vücudun temel işlevlerini yöneten tiroit bezine
ait sorunlar erkeklerden çok kadınlarda görülüyor. Tiroit bezi boyunda hemen
gırtlağın altına yerleşmiş ve elle hissedilebilen iki ayrı lobdan (bölümden)
oluşmuş, kalkana benzeyen (Tiroit, Latincede kalkan anlamına gelir) bir
salgı bezidir. Besinlerle aldığımız iyotu kandan çekerek içinde depolar.
İyot, T3 ve T4 olmak üzere iki ayrı şekilde bulunan tiroit hormonlarının
yapısında yer alan önemli bir maddedir. T4, T3'ten daha fazla salgılanmasına
karşın kanda ve dokularda T3 hormonuna dönüşür ve neredeyse tüm tiroit
hormonu işlevleri esasen T3 tarafından gerçekleştirilir.
Tiroit hormonları gerek diğer hormonların
yapımında gerek hücre büyümesi ve çoğalmasında metabolizmanın normal
işlemesi açısından vazgeçilmez hormonlardır. Ateşli hastalıklar, ağır
hastalıklar, beslenme bozuklukları, stres gibi durumlarda vücut enerji
tasarrufu yapmak zorundadır ve bunu kandaki tiroit hormonu seviyesini
azaltarak gerçekleştirir. Tiroit hormonlarının azalması vücut işlevlerinin,
yani metabolizmanın, olay devam ettiği sürece yavaşlamasını sağlar.
Tiroit bezinin az çalışması (Hipotiroit)
Tiroit bezinin büyüdüğü durumlara guatr adı
verilir. Guatr en sık, gıdalarla alınan iyotun yetersiz olmasına bağlı
olarak gelişir. Bu guatr şekli ek iyot alınmasıyla (genellikle iyotlu sofra
tuzu şeklinde) kendiliğinden düzelir. Diğer guatr şekilleri ise tiroit bezi
içinde kütle oluşumlarına veya başka nedenlere bağlı olarak oluşabilir.
Tiroit bezinin az çalışması durumunda ise bez
tahribat gördüğü için işlevlerini daha az yerine getirmektedir. Hipotiroit
gelişme riski her yaşta var olmasına karşın risk yaş ilerledikçe artar ve 60
yaşından sonra yüzde 2-4 oranında hipotiroit görülür. Kolay tanı konması,
tarama yönteminin ucuz ve oldukça hassas olması ve durumun kolay tedavi
edilebilir olması nedeniyle günümüzde hiçbir şikayet olmasa dahi 35 yaşından
itibaren beş yılda bir, 60 yaşından sonra iki yılda bir hassas ölçümlerle
tarama yapılması önerilir.
Hipotiroitin üreme çağındaki kadınlarda en sık
görülen belirtisi adet düzensizliğidir. Gecikmeli adet görme veya uzun
süreli adet görememe direkt hipotiroite bağlı olabilir. Hipotiroitte görülen
belirti ve bulgular metabolizmanın azalmasına bağlıdır ve hemen tüm
organların işlevleri yavaşlamıştır. Kabızlık (bağırsak hareketlerinin
yavaşlaması), soğuğa tahammülsüzlük (metabolizmanın yavaşlamasıyla ısı
üretiminin azalması), zihinsel işlevlerin yavaşlaması (unutkanlık, uykuya
eğilim, yavaş konuşma), kolay yorulma, nabzın yavaşlaması (kalbin az
çalışmasına bağlı) gibi.
Günümüzde tiroit hormonu eksikliğinin
tedavisinde T4 hormonunun sentetik olarak üretilmiş ve tablet haline
getirilmiş şekli kullanılıyor. Tedavi hormon seviyesinin düşüklüğüne göre
belirleniyor.
Tiroit bezinin fazla çalışması (Hipertiroit)
Hipertiroit de sık rastlanan bir durumdur. Üreme
çağındaki kadınlarda adet düzensizliği belirtileri genellikle geri plandadır
ancak gecikmeli adet görme veya uzun süreli adet görememe hipertiroit
durumunda da söz konusu olabilir. Hipertiroitte organların işlevleri
hızlanmıştır. Bunun neticesinde ellerde titreme, sıcağa tahammülsüzlük,
sinirlilik ve hassasiyet, kilo kaybı, aşırı terleme, nabzın hızlanması ve
çarpıntı, ishal görülür. Ayrıca çeşitli göz bulguları (gözlerin ileri doğru
çıkması, göz kapağının düşmesi gibi) ve guatr gelişimi (tiroit bezinin
büyümesi) söz konusu olabilir.
Hipertiroit tedavisinde fazladan üretilen tiroit
hormonlarının dokulara etkisini gideren ilaçlardan faydalanılabilir. Ama
ideal tedavi yöntemi hormon üretimini azaltan ilaçlarla yapılır. Menopoz
döneminde nispeten sık görülen hipertiroit, bu dönemde zaten artan kemik
erimesi riskini daha da artırır. Bu nedenle hipertiroit tedavisinin etkili
bir şekilde yapılması son derece önemlidir.
İyotlu tuz
İyot, boynumuzda bulunan tiroit bezinden hormon
salgılanması için çok önemli olan bir mineraldir ve guatrın önlenmesinde en
iyi yöntem olarak tuzun iyotlanması benimsenmiştir. Günlük iyot kullanımı
ortalama 100-300 mikrogram olmalıdır. Vücudumuzun gelişmesi, beyin ve sinir
sistemimizin çalışması, aktivitelerimizin ve vücut ısımızın sürmesini
sağlayan tiroit bezi hormonlarının yapımı için iyot gereklidir. Nodüler
guatrı, hipertiroiti, hipotiroiti olanlar iyotsuz tuz yemelidirler çünkü
iyotlu tuz yediklerinde hastalıkları şiddetlenmektedir. İyot yetersizliği
gebelerde düşük, bebeklerde zeka geriliği, cücelik, yetişkinlerde guatr,
sinir sistemi dejenerasyonuna neden olabiliyor.
Yorum Ekle
|
Konu
|
|
|
|
Ad Soyad
|
|
|
|
e-mail
|
|
|
|
Yorum
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|